Cilt Gençleştirme

Kadınlar, ciltlerinin pürüzsüz ve yeni olmasını isterler. Çünkü dışarıda gezerken insanlar birbirinin yüzlerine bakıyor. En basitinden konuşurken dahi karşınızdaki insanın yüzüne bakıyorsunuz. Eskiden yani çok önceden böyle şeyler sorun değildi. Çünkü yüzler tam olarak gözükmüyordu. Ama günümüzde cildimizin iyi ve sağlıklı görünmesi en önemli güzellik kriterlerindendir. Kadınların bu konuda başvurduğu çözümler değişiklik gösterir. Bir kısmı kremler kullanıyor. Bir kısmı makyaj yapıyor, bir kısmı doğal karışımlarla ciltlerini yenilemeye çalışıyor. Diğer kısmı da doktorların yardımıyla çeşitli cilt yenileyici yöntemlerle tedavi olmaya çalışmaktadır.

Makyaj yapmak önemlidir ve bir seçenek tabi ki ama cildin kendinin sağlıklı olması nedeniyle güzel görünmesi kadar başarılı değildir. Eğer cildimiz sağlıklı ve güzelse makyajı günlük hayattan çok, gerektiği zamanlarda yapmayı tercih edebiliriz. Makyaj yaparak ciltteki problemleri ortadan tamamen kaldırmak çok zordur. İyi kalitede bir ciltteki makyaj daha iyi olacaktır.

Bu yöntemlerden birisi de cilt üzerine uygulanan temizleyici, krem, antioksidan, koruyucu vb… ku-lanmaktır. Günlük bakımları ve cildimize uygun ürünler kullanmak önemli ve gereklidir fakat tek başına yeterli olmayabilir. İşte bu yüzden cilt yenileme, cilt gençleştirme vb. gibi uygulamalarla daha sağlıklı ciltlere ulaşabiliriz. Bunun için çok çeşitli teknikler mevcuttur.

Cilt temizliği-günlük ve aylık cilt bakımı

Lazerle cilt gençleştirme,

Botoxla cilt gençleştirme,

Hyaluronik asit dolgularla ile cilt gençleştirme,

Dermapenle iğneleme ile cilt gençleştirme,

Mezoterapilerle cilt gençleştirme,

Fibrocell kök hücre yöntemi ile cilt gençleştirme,

Prp ile cilt gençleştirme,

Radyofrekanslı altın iğne yöntemi ile cilt gençleştirme.

Sizde hayalinizdeki cilde kavuşabilirsiniz. Kısa kısa bunlardan bahsedelim.

Lazerle Cilt Gençleştirme

Araştırmalarımıza göre Franksiyonel CO2 Lazer ile rejuvenasyon diye adı geçmektedir. Çevresel faktörlerin ve zamanın etkisi ile cildimizde artık günden güne kırışıklıklar meydana gelir. Lazer tedavisi bu yüzden vardır. Yapısı bozulmuş cilt tabakası kaldırılır ve sizde yepyeni bir yüze sahip olursunuz.

PRP Tedavisi Nedir?

PRP (platelet rich plasma), platelet/trombosit hücrelerinden zengin kan demektir. PRP uygula-masında kişinin kendi kanından elde edilen platelet hücreleri ve büyüme faktörlerinden zengin plazma kullanılır.

PRP tedavisi kırışıklık, leke oluşumları, sivilce ve yara izleri, cilt çatlakları ve saç dökülmelerinde kullanılmaktadır. Uygulama sonrasında sarkmada ve kırışıklıklarda azalma gözlenir.Cilt yenilenmesi ge-rektiren sarkma, kırışıklık, iz, akne izi ve saç tedavilerinde PRP tek başına veya cildi yenileyen diğer yöntemlerle bir arada kullanılabilir. PRP tedavisinde elde edilen plazma ciltte sorunlu bölgede minik iğneler yardımı ile uygulanır. Radyofrekanslı altın iğne, dermapenle iğneleme, peeling ve lazer gibi tedavileri PRP ile birlikte uygulanabilir. Bu sayede, PRP açılan gözeneklerden kolayca emilir. Kombine kullanım tedavi sürecini hızlandırır ve kalıcı sonuç alınmasını destekler.

PRP tedavisi bir kök hücre tedavisi değildir. PRP tedavisi, bütün süreci başlatan trombosit sayısını çoğaltır. Uygulama sonrasında deride oluşan fibrin ağları ortamdaki kök hücreleri de kendi yapısına toplayarak dolaylı olarak kök hücreler ile çalışır. Bu yüzden cilde PRP tedavisi yapıldığında ciltte onarılma ve yenilenme süreci tetiklenmiş olur.

PRP tedavisinde kişiden kan alınarak özel tüplere konulur. Özel tüpler yüksek hızda dönen santrifüj cihazına konulur. Santrifüj cihazı, platelet hücrelerinden zengin plazma elde edebilmek için belli bir hızda ve sürede dönmelidir.

Kanser öyküsü bulunanlara, otoimmun hastalığı olanlara, kan sulandırıcı ilaç kullananlara, kan hastalığı olanlara, uygulama yapılacak bölgede enfeksiyon ve iltihap olanlara, hamilelere ve emzirenlere uygulama yapılmaz.

PRP tedavisi cildin kendini yenileme esasına dayandığından, tedavi sonucunu hemen beklemek yanlıştır. PRP tedavisinin sonuçları ikinci veya üçüncü seanstan sonra ortaya çıkar. PRP tedavisi yapıldıktan sonra ciltte sıkılaşma ve sarkmada azalma, kırışıklıklarda hafifleme, ciltteki lekelerde aydın-lanma, cilt renginde parlaklık ve izlerde azalma meydana gelir. Saçlı deriye yapılan uygulamalardan son-ra saç kalınlığında artış ve seyrek görülen alanlarda yoğunlaşma görülür.

PRP tedavisi tamamen kişiye özel olduğundan dolayı herhangi bir yan etki beklenmez. Alerji riski düşüktür.

PRP uygulaması sonrasında kişi normal hayatına devam edebilir. Kişide iş ve sosyal yaşamı etkileye-cek herhangi bir görüntü oluşmaz. Bazı durumlarda uygulamada kullanılan iğnelere bağlı olarak küçük ve geçici morluklar, kızarıklıklar oluşabilir. İşlemden sonra buz kompresi uygulamak bu yan etkiyi hafifle-tir.

PRP lazer, radyofrekans, ışık tedavileri ve mezoterapi gibi yöntemlerle bir arada uygulanabilir. Bu tür işlemlerden sonra PRP’nin serum şeklinde kullanımı bu yöntemlerin etkinliğini arttırarak, iyileşme sürelerini kısaltılabilmektedir.

Kök Hücre ile Cilt Gençleştirme

Kök hücre, en basit anlatımıyla cilt, bağ dokusu, kas vb gibi özelleşmiş başka hücrelere farklılaşabi-len, yenileştirici, onarıcı, gençleştirici hücrelerdir. Kendini yenileme yeteneğine sahip olan, bütün doku ve organları oluşturan ana hücre türleridir. Yetişkinlerdeki hücre ve dokuların yenilenmesi ve onarımı kök hücrelerle sağlanır. Kök hücre ile yaşlanma süreci geriye çevirme yöntemlerinin amacı, zenginleşti-rilmiş kök hücrelerin yıpranmış dokuya enjekte edilerek o dokudaki yenileşme, gençleşme ve onarımın hızlandırılmasıdır.

Kendi kök hücrelerimizin vücudumuzdaki en zengin olarak bulunduğu yerlerden biri ciltaltı yağ do-kusudur (adipoz doku). Cilt altı yağ dokusundan bir uygulama ile ortalama 20-30 milyon kök hücre elde edilebilir. Cilt altı yağ dokusundan alınan yağların laboratuar şartlarında özel tıbbi işlemlerle ayrıştırılması sonrası elde edilen kök hücrelerden zengin sıvıya Stromal Vasküler Fraksiyon (SVF) adı verilir. SVF Tedavisi en basit anlatımıyla kök hücreden zengin yağ dokusu sıvısı transferidir. SVF sıvısı çok sayıda ve canlı kök hücreler ile rejenatif, yenileştirici, gençleştirici ve onarıcı hücreler içerir.

SVF Tedavisi ile alınan hücreler gençleştirilmek, canlandırılmak istenen alanlara ( yüz, göz çevresi, boyun, dekolte bölgesi, el sırtı ya da gençleşme ve yenileştirmeyi nerede istiyorsak oraya) enjekte edi-lerek işlem gerçekleştirilir. Bunların dışında sivilce izleri ve çukurluklarının giderilmesi, çeşitli yara yada yanık izlerinin giderilmesi, kronik yaraların tedavisi, saçların kuvvetlendirilmesi ve cilt çatlaklarının gide-rilmesi kullanılır. Cilde yapılan kök hücresi enjeksiyonlarının kendi hücrelerimiz olması nedeniyle güvenli olması, alerji doku reddi, aşırı duyarlılık reaksiyonu, enfeksiyon bulaşmaması avantajlarının yanı sıra, iz bırakma riskinin olmaması, etkisinin kanıtlanmış olması, kalıcılığı, yenileştirici ve gençleştirici etkisinin çok uzun sürmesi, kolay uygulanabilirliği ve uygulamanın sınırsız sayıda tekrar edilebilir olması en büyük avantajlarıdır.Kendi yağ dokumuzdan elde edilen kök hücreden zengin SVF’nin yüzde istenilen bölgele-re enjeksiyonu öncesi ciltte mikrokanallar açılarak daha derin ve etkili kök hücre nüfuzunun sağlanması en ideal sonucu vermektedir.

Vücutta bir yerde yaralanma olduğu zaman hasarlı dokuda “kemokin” adlı kimyasal maddeler açığa çıkar. Kök Hücreleri kemokine karşı son derece duyarlıdır. Hasarlı dokudaki kemokini algılayan kök hücreleri hızla hasar yerine gidip, o bölgede onarım ve yenileştirmeyi gerçekleştirir.Yüz cildinde yüzeyel son derece ince mikro kanallar açılması ve kök hücrelerin o bölgeye injeksiyonu ile kök hücreler o böl-gede yapışıp kalarak gençleştirme, yenileştirme, canlandırma, onarma işlemini gerçekleştirirr. İşlem sonrası 2-3 hafta içerisinde daha canlı , daha parlak, daha sağlıklı ve daha genç görünümlü bir cilt yapısına sahip olunması beklenir.

SVF üretilebilmesi için hastadan bir su bardağı (yani 50-200 cc) arasında yağ dokusu alınması gerekir. Bunun için özel kanüller kullanılarak, lokal anestezi altında, steril şartlarda estetik cerrahi uzmanı taraf-ından karın, bel veya kalçadan lipoaspirasyon yöntemi ile yeteri miktarda cilt altı yağ dokusu (adipoz doku) alınır. Alınan yağ miktarı vücut yapısına göre oldukça az miktarda olduğundan vücutta hiç bir este-tik bir sorun yaratmaz.

Alınan bu yağ dokusu laboratuar şartlarında belirli tıbbi işlemlerden geçirilerek kök hücrelerden zengin SVF (Stromal Vasküler Fraction) sıvısına ayrıştırılır. İşlem sonunda yaklaşık 10 cc kök hücreden zengin, yoğunlaştırılmış SVF sıvısı sıvı elde edilir. Elde edilen kök hücreden zengin SVF sıvısı derhal, hiç bekletilmeden injeksiyon yöntemi ile uzman doktor tarafından kişinin tedavi gerektiren yüze veya is-tenilen diğer bir cilt bölgesine uygulanır. Hastanın sadece kendi yağ dokusundan alınan kendi hücreleri kullanıldığı için herhangi bir allerji veya red riski yoktur.

SVF Tedavisi ile alınan hücreler gençleştirilmek, canlandırılmak istenen alanlara ( yüz, göz çevresi, boyun, dekolte bölgesi, el sırtı ya da gençleşme ve yenileştirmeyi nerede istiyorsak oraya) enjekte edi-lerek işlem gerçekleştirilir. Bunların dışında yaşlılık lekeleri, sivilce izleri, çeşitli yara yada yanık izlerinin giderilmesi için ya da saçlı deriye uygulanıp saçların kuvvetlendirilmesinde kullanılabilir. Cilde yapılan kök hücresi enjeksiyonlarının kendi hücrelerimiz olması nedeniyle güvenli olması, alerji doku reddi, aşırı duyarlılık reaksiyonu, enfeksiyon bulaşmaması avantajlarının yanı sıra, iz bırakma riskinin olmaması, et-kisinin kanıtlanmış olması, kalıcılığı, yenileştirici ve gençleştirici etkisinin çok uzun sürmesi, kolay uygulanabilirliği ve uygulamanın sınırsız sayıda tekrar edilebilir olması en büyük avantajlarıdır. Kendi yağ dokumuzdan elde edilen kök hücreden zengin SVF’nin yüzde istenilen bölgelere enjeksiyonu öncesi ciltte mikrokanallar açılarak daha derin ve etkili kök hücre nüfuzunun sağlanması en ideal sonucu vermektedir.

Fibrocell (Fibroplast Enjeksiyon)

Fibrocell (Fibroplast Enjeksiyon), kişinin kulak arkasından biyopsi iğnesi ile alınan bir parça dokunun laboratuvar ortamında ayrıştırılması ve cildi besleyen temel madde olan kolajenin sentezini sağlayan fibroplast hücrelerinin çoğaltılması ile elde edilen içeriğin kişinin ihtiyaç duyduğu bölgelerine enjekte edilmesi ile sağlanan hücresel bir tedavi yöntemidir. Diğer bir deyişle, kişinin vücudunda zaten var olan ve cilt yenileyici özellikleri yüklenmiş olan fibroplast hücrelerinin daha yoğun ve güçlü ölçüde kişiye tedavi amaçlı olarak dışarıdan sunulması uygulamasıdır.

Fibrocell (Fibroplast Enjeksiyon) Uygulaması Nasıl Gerçekleştirilir?

Kişinin kulak arkasından alınan doku parçası ile laboratuvar ortamında 3 – 4 hafta içerisinde fibroplast çoğaltımı gerçekleştirilmekte ve uygulamada kullanılacak hücre içeriği hazır hale gelmektedir. Kişinin kendi hücrelerinden elde edilen ve herhangi medikal başka bir malzeme içermeyen hücre sıvısı, kişinin beklentileri ve hekimin tespitleri doğrultusunda Fibrocell uygulamasının gerçekleştirileceği bölgelere minimal enjeksiyon yöntemleri mantığında (Bkz. Mezoterapi) (Bkz. PRP) enjekte edilmektedir.

Fibrocell (Fibroplast Enjeksiyon) Uygulamasından Hangi Alanlarda Fayda Sağlanır?

Ciltteki kırışıklıklara yönelik müdahalelerde,

Hızlı kilo alıp vermeye veya hamileliğe bağlı vücutta oluşmuş olan çatlakların tedavisinde,

Vücuttaki yara ve yanık izlerinin giderilmesinde,

Cildin daha parlak, canlı ve sıkı hale getirilmesinde,

Fibrocell (Fibroplast Enjeksiyon) Uygulaması Ne Kadar Sürer ve Kaç Kere Yapılır?

Fibrocell (Fibroplast Enjeksiyon) uygulamasının enjeksiyon işlemi uzun sürmemektedir. Yapılan ilk seanstan 6 hafta sonra ikinci bir seans daha gerçekleştirilmekte, ikinci seanstan 4 hafta sonra üçüncü bir seans daha yapılarak uygulama sonlandırılmaktadır. Uygulamanın etkili ilk sonuçları ilk üç ay içerisinde alınır ve altıncı aydan sonra en yüksek seviyeye ulaşır. Fibrocell (Fibroplast Enjeksiyon) uygulamasının genel etkisi 4 – 5 yıla kadar sürmektedir.

Fibrocell (Fibroplast Enjeksiyon) Acı Veren Bir Uygulama Mıdır?

Gerek kulak arkasından doku alımı sırasında, gerekse laboratuvar süreci sonrası elde edilen fibroplast içeriğinin minimal enjeksiyon yöntemi ile uygulanmasında lokal anestezi uygulandığı için uygulama acı vermemektedir.

Fibrocell (Fibroplast Enjeksiyon) Uygulamasının Yan Etkileri ve Riskleri Var Mıdır?

Uygulama kişinin kendisinden alınan doku üzerinden sağlanan hücreler ile gerçekleştirilmekte olduğu için alerji riski azalmaktadır.

Uygulama sonrası, uygulama yapılan bölgede geçici kızarıklar oluşabilmektedir.

Estetik amaçlı gerçekleştiriliyor olsa da Fibrocell (Fibroplast Enjeksiyon) uygulamasının tıbbi bir işlem olduğu unutulmamalı ve mutlaka uzman ve tecrübeli hekimler tarafından gerçekleştirilmelidir. Dikkat gösterilmesi gereken bu husus, hem risk oluşturabilecek etkenlerin tespitinde ve önlenmesinde, hem de uygulamanın başarısında önemli bir koşulu oluşturmaktadır.

Hyaluronik Asitle Nem Desteği

Mevsim değişikliklerinde çoğu kişi cilt kuruluğundan ve nem kaybından şikayet eder. Doğal nem oranını kaybeden ciltlerde zamanla hacim kaybı ile kırışıklık sorunları baş göstermeye başlar. Cilt sağlığını ve güzelliğini korumak için mücadele edilmeye başlanır. Bu durumda cilt nem takviyesine ihtiyaç duyar. İşte bu durumda, ciltte su tutarak ve kollajen sentezini tetikleyerek çalışan nem aşısı kişilerin yardımına koşuyor.

Cilt aşısı hem anlık hem de uzun vadeli etkileri ile cildin sağlığını ve canlılığını garantiliyor. Derinin su kaybına karşı bariyerini taklit eden malzemelerle, nem aşısı, cildin kendi “doğal nemlendirme faktörü” üretimini desteklerken kaybettiği neme tekrar kavuşmasını sağlıyor.

N-asetil glukozamin doğal deride bulunur ve hyalüronik asit yapmak için kullanılır. Hyalüronik asit ise nemi tutmaya yardımcı olur, çünkü dokuların hidrofil bir yapıda olması, yani suyu sevmesi sayesinde cilt ihtiyacı olan neme sahip olabilir. Nem aşısının içeriği, hyalüronik asit seviyesini yükseltmeye yardımcı olur, bu sayede cilt hayati hidrasyona karşı koyabilir, doğal nem faktörü bariyerleri kurulmasına yardımcı olur ve kırışıklıklar daha az görünür hale gelir. Tüm bu özellikleri ile cilt sağlığı için gerekli olan tedavi desteğini başarılı bir şekilde sağlayabiliyor.

Nem aşısının formülündeki kompleksler, cildi su tutmak için nemlendirici (su seven moleküller) ile birleşiyor. Bu, amino asitlerin, seramidlerin, hyalüronik asitin, kolesterolün ve yağ asitlerinin bir arada olduğu doğal nemlendirme faktörünün özelliklerini sergiler.

Nem kaybına uğrayan cilt kuruyarak ciltte rahatsız edici bir gerginlik hissi oluşturmasının yanı sıra cilt mat, renksiz, kırışık ve pul pul durur. Nem aşısı cildin nem kaybını önleyerek cildi yumuşatır, kaşıntılı gerginlik hissini azaltır, cilt canlılık kazanarak doğal rengine kavuşur.

Hyalüronik asit içeren özel içeriği ile cildin nem kaybını önlemek için gerekli olan bariyer sistemini onararak ve belirgin bir şekilde nemlendirerek ipeksi bir pürüzsüzlük ve nemli bir görünüme kavuşulmasını sağlar.

Nem dolgusu ya da nem aşısı ameliyatsız bir estetik cerrahi tekniğidir. Yaklaşık 15 – 20 dakika süren bir işlem ile nem aşısı cilde uygulanır. Işlemden birkaç gün sonra sonuçları ortaya çıkmaya başlar ve yaklaşık 3 hafta boyunca iyileşme devam eder. Cilt yapısına göre değişiklik göstermekle beraber ortalama 6-9 ay boyunca etkisini devam ettirir. Nem aşısının etkisi geçtikçe cilt kuru, cansız ve kırışık görünümüne geri dönmeye başlar. Kişinin tercihine göre bu sürenin sonunda nem aşısının tekrarlanması gerekir.

Peptit Aşısı (TB500)

Son yıllarda gelişen teknoloji ürünü olan peptid aşısı Kore firması Caregen tarafından üretilmektedir. Ürün içinde büyüme faktörleri ve biyomimetik peptidler vardır. Büyüme faktörşeri ciltaltı dokuların yenilenmesini sağlar. Biyomimetik peptidler ise enzimatik yollarla yeni kollajen ve elastik liflerin yapılmasına ve yağ dokunun eritilmesine neden olur.

Peptid aşısı gözaltı bölgesinde çukurluk, morluk ve kırışıklık sorunları için kullanılmaktadır. Peptid aşısı gözlaltı torbalanmasında ve gıdı bölgesinin küçültülmesinde de kullanılmaktadır. Peptid aşısı cilt yenilemek amacıyla yüz, boyun ve dekolte bölgesine uygulanmaktadır.

Peptid aşısı cilde injeksiyonlar şeklinde uygulanır. Genellikle 2 hafta arayla 2-4 seans uygulama yapılması gereklidir.

Peptid aşısı uygulama sonrasında uygulama alanlarında hafif morluk, kızarıklık ve şişlik görülebilir. Tüm buy an etkiler 3-5 günde tamamen geçer, kalıcı bir yan etki görülmez.

Somon DNA İçerikli Gençlik Aşısı

Gençlik Aşısı, vücudumuzda doğal olarak bulunan ancak yaşlanma ile azalan hyaluronik asit ve Glicine, L proline, L Lysine, L Leusin gibi temel amino asit içeriğine sahip patentli bir serumdur.

Gençlik Aşısı Uygulaması Hangi Alanlara Yapılır?

Cildi yenilemek, nemlendirmek ve canlandırmak için yüz, boyun ve dekolte bölgesine bölgelerine uygulanabilir.

Gençlik Aşısı Uygulamasının Faydaları Nelerdir?

İçerdiği temel amino asit ve vitaminler sayesinde cildin ihtiyacı olan nemin sağlanması, cildin canlandırılması, cilt kalitesini arttırılması, ciltte oluşan elastikiyet kaybı ve sarkmaların azaltılmasına destek amaçlı kullanılır. Kolajen sentezinin tekrar başlatılmasına katkı sağlayarak kırışıklıkların azalmasına, cilt sarkmasının ve gevşemesinin toparlanmasına destek olur.

Gençlik Aşısı Uygulamasının Süresi ve Aşamaları Nedir?

Uygulamaya başlarken; uygulamanın yapılacağı bölge, lokal anestezik krem sürülerek uyuşturulur ve özel antiseptik sıvı ile temizlenir.. İşlem, cilt içine 2-4 mm mikro iğneler yardımıyla mikroenjeksiyon şeklinde uygulanır. Uygulama işlemi manuel veya mezoterapi tabancası ile yapılır. Uygulama yapılacak enjeksiyon sayısı, hastaya, hastalığa ve işlemin yapılacağı bölgenin büyüklüğüne bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Uygulama yapılan bölgeye ve cilt tipine göre farklılık göstermektedir. Ortalama olarak 2-6 seans sürmektedir (gerektiği durumlarda seans sayısı artırılabilir). Seans aralıkları minimum 7 gündür. Uygulama seans süreleri yaklaşık 30-45 dakikadır.

Gençlik Aşısı Uygulaması Kimler İçin Sakıncalıdır?

Gençlik serumu işlem yapılacak bölgede aktif yara veya enfeksiyonu olanlara, yüz felci geçirmişlere, kanser hastalarına, şeker hastalarına, kan pıhtılaşma sorunu olanlara ve çoklu ilaç tedavisi gerektiren kalp hastalarına ve gençlik serumu uygulamasına engel teşkil edecek problemi olanlara uygulanmaz. Herpesli (uçuk hastalığı) bölgelerde, prekanseroz cilt lezyonu olanlarda yapılmaz. Hamilelere, uzman doktorun yazılı onayı ile birlikte uygulama yapılabilir. 18 yaşından küçüklerin yanında velisi olmaması durumunda işlem yapılmaz.

Gençlik Aşısı Uygulaması Öncesinde ve Sonrasında Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?

İşlem öncesinde aspirin, kan sulandırıcı ilaçlar, alkol kullanılmaması gerekir. İşlemden 1 hafta öncesine kadar glikolik asit içeren kremler kullanılmamalı, kese-peeling gibi cildi soyucu işlemler yapılmamalıdır. Uygulamaya makyajsız gelinmesi önerilir. Uygulama alanına temas edilmemeli. Uygulamadan sonra bir gün süreyle duş alınmamalıdır. Kese, peeling gibi cildi soyacak uygulamalar yapılmamalı, güneşten korunulmalı ve önerilen kremler kullanılmalıdır.

Gençlik Aşısı Uygulamasının Yan Etkileri Nedir?

İşlemden sonra kişinin günlük hayatını etkileyecek herhangi bir sakınca yoktur. Karşılaşılabilecek yan etkiler (kızarıklık, kanama, morluk, alerjik reaksiyon, yanma, kaşıntı, ödem) ortalama 5-7 gün içerisinde geçer. Komplikasyon oluşması halinde iyileşme süreci kişinin cilt tipine göre farklılık gösterebilmektedir.

Secret Radyofrekanslı Altın İğne

Altın İğne Radyofrekans, monopolar başlık ve micro iğne radyofrekans (RF) başlığının cihaz kombinasyonundan oluşan estetik alanında kullanılan bir Multi RF sistemidir. MTR (Mikro İğne Terapi) başlığında 0.3 mm inceliğinde 25 iğne bulunmaktadır. Uzun yıllardır bilinen radyofrekans enerjisinin bu iğneler yardımıyla derinin alt tabakasına iletilmesi yöntemidir. Derinin altına ulaşan bu enerji ile birlikte dokularda yeni kolajen üretimi ya da eski sorunlu kolajenin onarılması, deride bulunan pigment hücrelerinin hasarlanarak leke oluşumunun azaltılması, ter bezlerinin aldığı kontrollü hasar doğrultusunda terlemenin azaltılması amaçlanmaktadır.

Altın İğne Uygulamasının Faydaları Nelerdir?

Uygulama ile ciltteki kolajen üretimi arttırılır ve elastikiyet sağlanır. Böylece kırışıklıklar giderilir ve toparlanır. Ciltteki büyümüş gözenekler sıkılaşır. Akne, leke aşırı terleme, çatlak ve yara problemleri için tedavi sağlanır.

Altın İğne Hangi Bölgelere Uygulanabilir?

Yüz, boyun, dekolte bölgesi, kol ve bacak bölgelerinde uygulama yapılabilir.

Altın İğne Uygulamasının Süresi ve Aşamaları Nedir?

Uygulamaya başlarken; uygulamanın yapılacağı bölge, lokal anestezik krem sürülerek uyuşturulur. Sonrasında bu krem silinerek cilt antiseptik solüsyonlarla temizlenir. Gerek görülürse lokal anestezi de uygulanabilir. Radyo frekans cihazının herkese özel ve tek kullanımlık olan altın iğneli başlığı cilde temas ettirildiğinde mikro iğneler otomatik olarak ayarlanan derinlikle cilt içerisine ani bir giriş yapar. Çok sayıdaki altın uçlu mikro iğnelerle cilt üstünde fraksiyonel mikro delikler oluşturur ve sadece iğne ucundan gönderilen cilt üstüne temas etmeyen radyo frekans ile cildin alt tabakasında kolajen ve elastin üretimi tetiklenir. Uygulama nedenine göre işlem sırasında gerekliyse ilaç, krem uygulamaları yapılır. Uygulama sonunda soğuk kompres yapılır. Yatıştırıcı kremler ve güneş koruyucu sürülür. Tedavi uygulamaları 15 gün aralıklarla ortalama 3 seans olacak şekilde planlanmaktadır. Probleme göre daha fazla uygulama yapılabilir.

Altın İğne Uygulaması Kimler İçin Sakıncalıdır?

Kalp pili olan kişilere, yaralı veya enfeksiyonlu olan bölgelere, kanında pıhtılaşma sorunu yaşayanlara, epilepsi hastalarına, hamile olan kişilere uygulanmamaktadır.

Altın İğne Uygulaması Öncesinde ve Sonrasında Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?

İşlem öncesinde aspirin, kan sulandırıcı ilaçlar, alkollü içecekler kullanılmaması gerekir. Uygulamaya makyajsız gelinmesi önerilmektedir. Uygulamayı takip eden 15 gün boyunca ve sonrasında da cilt güneşten korunmalı, 24 saat boyunca su ile temas ettirilmemelidir. Uygulama sonrasındaki ilk 1 hafta boyunca kese-peeling gibi cilt soyucu işlemler yapılmamalıdır. Glikolik asit içeren kremler uygulanmamalıdır.

Altın İğne Uygulamasının Yan Etkileri Nelerdir?

Secret Altın İğne sonrası oluşabilecek olan yan etkiler kızarıklık, şişlik, iğne giriş yerindeki küçük kanamalar ve ödemdir.

Aquapeeling Cilt Bakım Tekniği

AquaPeel ile akne, leke ve kırışıklık bakımlarında cerrahi müdahale ve kimyasal peeling işlemi yapılmadan, deri altına hiçbir madde enjekte edilmeden son derece başarılı sonuçlar elde edildiğini söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Ersin Demiray Kaplan, AquaPeel'in su basıncı ve vakum gücü kullanılan medikal bir cilt bakımı sistemi olduğunu ifade ederek, uygulamada cildin kontrolsüzce hasar görmesini engelleyerek derinlemesine bir temizlik ve dezenfeksiyon sağlamasının amaçlandığını dile getirdi. Kaplan cildi derinlemesine temizleyen yeni AquaPeel bakımı ile ilgili bilgi verdi.

Uygulama nasıl yapılıyor?

Ciltte istenilen etkiye göre, hazır solüsyonlar aşama aşama cilde basınçla verilirken aynı anda vakum etkisiyle ciltten geri çekiliyor. Bu teknoloji sayesinde hem cildin üzerindeki ölü derinin kaldırılması, gözeneklerin açılması ve cildin alt katmanlarının dezenfekte edilmesi hem de cildin bakım için kullanılan ürünlerden daha iyi faydalanabilmesi amaçlanıyor. Tek seferde temizleme, peeling, ekstraksiyon, hidrasyon ve antioksidan etkisi sağlanan AquaPee, cerrahi olmayan, enjektörsüz bir işlem olduğu için kişiye herhangi bir rahatsızlık veriyor.

AquaPeel ne işe yarıyor?

AquaPeel uygulaması ile cilt yenilenip ve gençleşiyor, gözle görülür kırışıklıkların, pigmentasyonların, akne ve daha fazlasının giderilmesi sağlanıyor, tıkanık gözenekler ve pürüzlü cilt hemen iyileşiyor.

Dermapen İle (Kontrollü Cilt İğneleme) Cilt Yenileme

Dermapen ile cilt gençleştirme, kişinin vücudunun doğal süreçleri olan kollajen ve elastin sentezi mekanizmalarını tetikleyerek cildin yeniden yapılandırılmasını sağlayan bir medikal estetik uygulamasıdır. Bu uygulama ile cerrahi bir girişim gerekmeksizin cildin genç, dinç, parlak ve gergin bir görünüme kavuşması amaçlanmaktadır. Ciltte kontrollü bir biçimde tahribat oluşturma prensibine dayanılarak üretilen dermapen tedavi sistemi Amerika’da son zamanların en iyi cilt gençleştirme sistemi seçilmiştir. İşlemin amacı deri altında kontrollü hasar oluşturarak doku onarımını ve kolajen üretimini uyarmaktır. Bütün iyi hücrelerin toplanması ve doku iyileşmesini aktive etmek için cilt üzerinde kontrollü bir hasar oluşturulur.

Dermapen Nasıl Uygulanır?

Dermapen işlemi öncesi yüz temizlenir. Anestezik krem uygulanarak cilt uyuşturulur. Ardından titreşimli mikro uçlar deri üstünde gezdirilerek uygulama yapılır. Dermapen’in başlığındaki hassas ayarı uygulama yapılan alana göre değiştirebilmek mümkündür. Mikro iğnelerin üst deriye yaptığı bu giriş çıkış sırasında cildin emilimi normalinden çok daha fazla olur. Bu yüzden işlem sırasında sıvı kolajen ya da PRP gibi trombosit desteği ile işlemin verimi çok daha fazla arttırılabilir. Tüm yüze uygulanan dermapen işlemi yaklaşık 15 dakika kadar sürer. Ciltte hafif kızarıklık görülmesi normaldir ancak bu ertesi gün kaybolur.

Dermapenin Etki Alanları Nelerdir?

Akne ve oluşturduğu izlerinin tedavisi.

Genişlemiş gözeneklerin küçültülme işlemi.

Güneşte hasar görmüş ciltlerin tedavisi.

Saç kaybı ve kellik tedavisi.

Göz ve çevresinde yaşanılan problemlerin kullanımında ( Morluklar ve torbalanmalar gibi).

Boyun bölgesi ve dekolte alanlarında hafif kırışıklık ve sarkmalarda.

Stria (oluşan Çatlaklar) tedavisi.

İnce çizgilenmelerin tedavisi ve oluşan derin kırışıklıkların hafifletilmesi.

Skar (Kötü yara iyileşmesi) tedavileri.

ENGLISH
error: Bu İçerik Korunmaktadır!